6. Sayı | Röportaj |
1612 Defa Görüntülenmiştir
TABLOLARINA MODELLİK EDEN RESSAM

HAMDİ BEY
 
Genç kız, dergideki tablo fotoğraflarına baktı:
 
-          Ben tanıyorum bu yüzü ama nereden?
 
Yanındaki kır saçlı adam, gülümsedi:
 
-          Tanırsın elbet; sadece hatırlamıyorsun. Tanırsın, çünkü bu resme kendi modellik etmiş.
-          Kim ama?
-           Güzel sanatlar akademisinin ve müzelerin kurucusu, Osman Hamdi Bey… Resmin adı da “Silah Taciri’’…
 
Genç kız resme derin derin baktı, düşünüyordu: bu güzel kumaşları ince ince işleyen, silahların demirleri üzerine ışıklı parıltılar koyan fırça, kim bilir bir kadın resminde ne hünerler gösterir, ne güzellikler yaratırdı.
 
-          Baba, dedi nihayet; neden resimlerine kendi modellik etmiş; hem nasıl etmiş?
-          Hamdi Beyin ayna karşısında kendi yüzünü çok iyi gördüğü muhakkak... O zaman bizde yeni yeni resim yapılıyor. Onun, ‘terastan denizi izleyen iki kadın’ resmi ile ‘cami avlusunda şemsiyeli, çarşaflı kadınlar’dan başka böyle eserleri gören pek olmamıştır.
 
-          Neden ama?
 
-          Nedeni var mı yavrum? O zamanlar kadınlar yalnız sokağa bile çıkamazlardı. Erkeklere, değil şimdiki resimlerde olduğu gibi çıplak durup modellik etmek; erkekler, kadınların eteklerinin ucunu bile göremezlerdi. Akademiye erkek model 1908’den sonra girebildi. Hamdi Beyin kadınları, Paris’teki tahsil yıllarından aldığı notlardan gelir! Devir, Sultan II. Abdülhamit devri. O zamandan kalma resimler ya cami, ya manzara resimleri; yahut da böyle kompozisyonlar…
 
-          Ama ne kadar canlı! Nasıl da silaha bakıyor, sanki bir şey söyleyecek ve satacak...
 
-          Öyledir. Paris’te sekiz sene bu işi öğrendikten sonra iki yıl Şam’da kalmıştır Hamdi Bey. Tıpkı bir Avrupalının gözüyle gördü memleketi. Alaturka resimler yaptı. Bunları da daima kendi başını çizdi.
 
-          Demek bu kılıklar Arap kılığı?
 
-                      Hayır, bizde de esnaf arasında böyle giyinenler vardı. İstanbul’un çeşitli semtlerini, bakırcıları falan dolaşsan bu resimdeki gibi dükkanları anımsatan yerler görebilirsin. Şayet bir kadın resmi yapsaydı, kim bilir onu ne güzel canlandırır, ne tatlı pırıltılarla yüzünün değişen renklerini tuvale koyardı. Ama işte gördüğün gibi Silah Taciri’nde olsun, Kaplumbağa Terbiyecisi’nde olsun, Şehzade Türbesi’nde veya Cami Kapısı’nda olsun, Hamdi Bey en kolay, en ucuz modeli bulmuş: kendisi. Böylece, sade resimleriyle değil, resimdeki yüzüyle de ebediyete kadar yaşayacak.
Diğer Makaleler
 » TÜRK MUTFAĞI VE SOSYALLEŞME
 » 100 ünlünün 100 portresini hazırlayan Ressam
 » BÜRYAN KEBABI TARİHÇESİ VE YAPILIŞI
 » Çal Mağarası
 » D ITM Texpo Eurasia 2012 29.Tekstil, Dokuma, İplik, Terbiye, Örgü
 » Dünyanın Yedi Harikasından Biri Bodrum Halikarnas Mozolesi
 » Kangal Doktor Balıklar
 » KAZAZİYE SANATI
 » Kelebekler Vadisi, Muğla
 » Konya Mevlana Müzesi
 » MACARİSTAN’DAKİ TÜRK ANITLARI
 » Rüzgâr Türkiye'nin lehine esmeye başladı
 » ŞİFALI İNCİ MAYDANOZ
 » TELİF HAKLARI VE KORSANLA MÜCADELE, SOSYAL SORUMLULUKTUR
 » TERS LALENİN ANAVATANI: TÜRKİYE
 » TÜRKİYE’NİN İLK TANITIM KLİBİ GALASI 30 MAYIS’TA İSTANBU
 » Türkiye’nin Tanıtımında ve Turizmin gelişmesindeki hayati pro
 » TÜRKSOY’LA NEVRUZ ATEŞİ TÜM TÜRKİYE’Yİ SARIYOR
 » Uluslararası İstanbul İplik Fuarı
Birincidergisi.com'da yer alan kullanıcıların oluşturduğu tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından Birincidergisi.com hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Copyright © 2000-2012 Birincidergisi.com