5. Sayı | Gezi Notları |
1843 Defa Görüntülenmiştir
Türkiye Misafirperverlikte Dünyada Birinci
Türkiye’ye 17 yaşında geldim ve Türkiye’ye gelince dunyaya bakis acim degisti. Ben Türkiye'ye ilk geldiğimde, 1975 yılında benim için oldukça ilginç bir tecrübe oldu. Çünkü Hollanda'da bazı misafirperver Türk aileleri ile tanistim, Türkiye ve kültürünü merak ettim. Dil çok farklı geliyordu ama yavaş yavaş benim Türk arkadaşlarımdan birkaç kelime öğrendim. Babam ve annem, trenle İstanbul'a gitmemi istemediler,  Hollanda'dan tek başıma seyahat etme düşüncesini kabul etmemelerine rağmen, yalniz yola ciktim. Almanya, Avusturya, Yugoslavya ve Yunanistan üzerinden İstanbul'a gitmek için trene bindim. Trende Edirne'ye seyahat eden Türklerle konuşarak yolculuk ettim. Onlarla konuşmak beni cok mutlu etti. Benimle Türkçe konustular ve benim ilk Türkçe tecrübem oldu. Selanik seyahati sırasında Yunanistan'ın kuzeyinde yaşamış ve Türkiye'deki akrabalarını görmek için gelmişlerdi.

Onlar getirdikleri yiyecekleri benimle paylastilar sanki ben onların uzun zamandır görmedikleri akrabalarıydım. Bana cok samimi davrandilar. Ben de çok etkilendim. Hayatim boyunca onların ikram ettiği tavuk ve meyveleri asla unutamadım. Benim için bu farklı bir dünya oldu!  Daha önce ki gezilerim sırasında böyle bir şefkat görmemiştim, çünkü bu durumda çok etkilendim.Hala hafızamda yerediyor. DahaTürkiye’ye varmadan trendeTürkiye’nin sıcaklığını hissettim.

Türkiye’nin sınırlarına yakın bir yerde tren değiştirdik. Bundan sonraki yolculuğumuza buharlı bir trenle yolumuza devam ettik. Meriç Nehri köprüsünü geçtikten kısa süre sonra tren durdu ve birçok kişi topragi öpmek için trenden indi, bunu görmek beni çok şaşırttı. Birkaç saat sonra İstanbul'daki eski Haydarpaşa tren istasyonuna geldim. Çok yorgundum ve bana Bakırköy'deki"Merkez-Hotel" götürmek için hazır pek çok taksi sürücüsü vardı.

Bakırköy’ün merkezi çok kalabalik bir yerdi ve oryantal pazardaki sesler ve güzel baharat kokuları benim için tamamen yeni bir şeydi. Otelin küçük odaları ve dar bir restoranı vardı ama yiyecekleri çok lezzetli ve ekonomikti. Otelin yaşlı sahibi beni rahat ettirmek için mümkün olan her şekilde bana yardım etmeye çalıştı. Her yerde insanlar benimle siyaset ve spor ile ilgili konuşmak istediler.  'Ajax, Feijenoord, çok iyi futbolcular  'Neden Hollanda'da bir kraliçe var ve bir cumhurbaşkani yok?' diye sordular. Bu insanların benim görüşlerime değer vermeleri bana çok ilginç geldi.Bu benim için tamamen yeni bir şeydi. Yalnız olduğum için zamanım çoktu ve İstanbul'un merkezini keşfetmek için çok zamanım vardı. Büyük Kapalı Çarşı’dan çok etkilendim. O zaman at arabaları kalabalık merkezde vardi. Hiç unutmayacağim bütün renkler ve kokularla Istanbul benim için ilk tecrübe oldu.

Bir arkadaşımın selamını iletmek için Istiklal caddesindeki bir derici dükkanına gittim. Ben ona arkadaşımın selamlarını söylediğimde dükkanın sahibi beni çok iyi ağirladı ve gösterdiği misafirperverlik karşisinda şaşırdım. O beni gezdirdi ve akşam birçok kez bana yemek ısmarladı. Sıcak kalpli karşılama ve konukseverlik beni çok etkiledi ve hayatımın geri kalanında onlar gibi olmak için kendi kendime yemin ettim. Beş duyu organım mest olduğu için İstanbul'a aşık oldum. Mesela taze baklava ve Rize çayı’nın kokusu; Boğaziçi ve farklı camiler ve sülietleri ile Haliç görüntüsü, saz dolu oriyantal müzik sesi ve Galata Köprüsü’nün altında lezzetli ve tatlı meyvelerin tadı.  Pazar satıcılarının mesleklerinden memnun hareketleri görülmeye değerdi. Hollanda'da pazarlarında düzensiz bir şekilde , rastgele satışa sunulan ve hem sert hem de tatsiz meyveler gibi değildiler. Diğer Avrupalılar için Türkiye'den öğrenecek birçok şey var. Türk misafirperverliği sadece örnek değil, aynı zamanda hayatın her detayında yer alan bir sevgidir. Yaşamak için çalışmak önemli olan çalışmak için yaşamak degil.
Hollanda'ya döndüğümde, annem ve babam benim tutumumda bir değişiklik farkettiler.Türkiye'ye bağımlı olmuştum ve anlamlı bir hayatım olmuş ve yaşamayı öğrenmiştim ve arkadaşlarım ile herşeyi hesapsızca paylasmayı öğrendim. Tabii ki Türkiye’yi tekrar ziyaret etmeliydim çünkü aklım Türkiye’ de kalmıştı. Gelecek sayıda Ankara’da bir ailenin lüks yaşamı ve Adana şehrindeki fakir ama çok mutlu bir ailenin hayatıyla ilgili tecrübelerimi paylaşmak istiyorum.
Diğer Makaleler
 » TÜRKİYE - KAZAKİSTAN İŞBİRLİĞİNİN 20.YILI
 » "Dünyanın 8. Harikası" nitelemesini hak eden Adıyaman Nemrut Da
 » Ankara Adalet Sarayı'ndaki adli emanette Hristiyan dünyasını sar
 » ÇANAKKALE
 » DAĞLARDAN GELEN MUCİZE BİTKİ ÇAYI SARI İNCİ ADA ÇAYI
 » DENİZLİ HOROZU
 » Film Festivalleri
 » GASTRONOMİ TURİZMİ
 » İlk Adresimiz Plaj Voleybolu
 » ISPARTA DAVRAZ KAYAK MERKEZİ
 » ITB Berlin Turizm Fuarı
 » Kahve ve Kıraathanelerin Avrupa'ya Etkisi
 » KORSANLA MÜCADELE SOSYAL SORUMLULUKTUR
 » Lezzetinin yanı sıra aynı zamanda bir şifa kaynağı “MENENG
 » Manisa Mesir Macunu Şenlikleri
 » Metebronz Mobilya
 » MOBİLYA SEKTÖRÜNDE İHRACATTA İLK BEŞTE olmayı hedefliyoruz
 » Oylat Kaplıcaları
 » SEVGİNİN, BİLGİNİN, İLGİNİN MERKEZİ DALYA ETÜD MERKEZİ’
 » Siyah Etli ve Beyaz Etli Balıklar
 » TÜRK ZEKASIKaradenizli Mucit Mustafa KAYA Tahtadan Kendi Otomobilin
 » TÜRKİYE TANITIM PORTALI VE CANIM TÜRKİYEM
 » Türkiye'de ilk yüz nakli
 » TÜRKİYE'DEKİ OTELLER TRAVEL&HOTEL GUIDE İLE DÜNYA ARENASINDA
 » TUTAP 3. ULUSLAR ARASI BAŞARI OSKARLARI ANKARA JW MARRIOTT OTELDE D
 » Yılın İnternet Haber Sitesi Turktime.com’un Sahibi ve Timed Ba
Birincidergisi.com'da yer alan kullanıcıların oluşturduğu tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından Birincidergisi.com hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Copyright © 2000-2012 Birincidergisi.com