12. Sayı | Türk Mutfağı |
1991 Defa Görüntülenmiştir
ŞERBETLERİMİZ
 
Yaz aylarına girmek olduğumuz şu günlerde şerbetlerin tam da zamanı…
Geleneksel içeceklerimizden olan şerbet Osmanlı’dan günümüze kadar geldi. Son derece sağlıklı ve besleyici olmasının yanı sıra lezzeti de tartışılamaz olan şerbet ve şuruplarımızın günümüzde ‘sorbe’ adıyla dondurularak sunulmasını şaşkınlıkla izliyorum. Şerbeti tanımadan sorbeyi öğrenmek Türk mutfak kültürüne yapılan büyük bir haksızlıktır.
Sorbe, Batı dillerine dahi bizim şerbet sözcüğünden türeyerek girmiştir.11.yüzyıldan bu yana Türk Mutfak Kültüründe yeri olan şerbete, içimizi serinleten lezzet olarak bakarsak haksızlık etmiş oluruz. Sebebi ise şerbet kültürünün oldukça derin olmasıdır. Osmanlı tarihi incelendiğinde görülecektir ki, özellikle yabancı kaynaklarda, saray sofraları anlatılırken en uzun cümleler şerbetler için kurulmuş; kristal sürahilerde karla soğutulmuş gül, dut, demirhindi, vişne, limon, kiraz, kayısı, erik, gelincik, koruk, ayva şerbetleri uzun uzadıya anlatılmıştır.
Evliya Çelebi, seyahatnamesinde sadece karanfilli gül şerbetine onlarca satır ayırmış; çarşıda gezen şerbetçilerden, pirinçten yapılan şerbet güğümlerinden ve bellerindeki kemere yerleştirdikleri bardaklardan detaylı bir şekilde bahsetmiştir. 
Osmanlı’da şerbet kültürü
Osmanlı döneminde şerbet, ziyafet sofralarının gözde içeceği olmasının ötesinde daha büyük anlamlara sahipti. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman döneminde, yeniçeri teftişinden dönen Kanuni’nin soğuk bir şerbet içtiği, şerbet tasını altınla doldurup geri gönderdiği ve bunun bir nevi uzlaşma işareti sayıldığı biliniyor. 
 
Saray misafirlerinin sunumuna büyük özen gösterilen şerbeti içmesi de bir ağırlama geleneği idi. Şerbetin özü kristal sürahilerde saklanır, ibriklerle masaya getirilir, konuklara özel taslarda sunulurdu. Saray mutfağında güzel kokulu her türlü çiçek, bitki ile meyvelerden şerbet yapılır, lezzetin yanında şifa niyetine de içilirdi. Dolayısıyla o yıllarda ‘Şerbetçilik’ mesleği de önemli bir yere sahipti. Sokak şerbetçileri sırtlarında pirinçten ibriği, üzerlerinde otantik kıyafetleri ve bellerine bağladıkları bardaklarıyla şehrin vazgeçilmez seyyar esnaflarıydı. 
 
Şerbetçiler yaptıkları şerbetin lezzetini arttırmak için karanfil, amber, tarçın gibi güzel kokulu ürünleri şerbetlerin içine ilave eder, kar kuyularından buz alıp şerbetlerini soğuk satarlardı.
Meyan şerbeti
Gaziantep’in en eski mesleklerinden biri de meyan şerbetçiliğidir. Tarihte Yunanlılar, Mısırlılar, Çinliler ve Hintliler gibi birçok toplumlar tarafından kullanılmış olan meyan kökü, Güney ve Orta Avrupa’da doğada kendiliğinden yetişirken; Rusya, İspanya, İran ve Hindistan’da ise özel olarak yetiştiriliyor.
 
Türkiye’nin İç Anadolu bölgesinde, güneyinde, doğusunda ve güneydoğusunda doğal olarak bolca bulunan meyan kökü alternatif tıpta sıkça kullanılan bir bitkidir.
Meyan şerbetinin yapılışı:
 
Meyan kökü topraktan söküldükten sonra üstündeki toprak, çamur gibi tabii kirler temizlenerek ortalama 20 cm uzunluğunda kesilerek güneşte veya sıcak bir yerde kurutularak saklanır. 
 
Bu köklerin tatlı ve güzel bir kokusu vardır. Daha sonra bu çubuklar tokmakla dövülüp elyaflar haline getirilir. Sonra ‘teşt’e (bir tür büyük leğen) konur, üzerine bir miktar su serpilir. Bu işlem birkaç kez tekrarlanır. Daha sonra kitle yeterli oranda ıslanınca tahtadan yapılmış bir teknenin içine konulur. Birkaç saat sonra teknenin ön tarafındaki delikten, ıslak olan meyan kökü elyafından şerbet süzülmeye başlar. Teştte birikmeye başlayan şerbet özüne belli bir oranda su katılır. Teşt içindeki şerbet, tasla bir müddet karıştırılır. Bu arada köpükler oluşur ve bu köpükler tas ile alınarak teknedeki meyan kökü elyafının üzerine dökülür. Köpükler, elyafın özündeki maddenin daha iyi çözülmesiyle şerbetin berrak ve lezzetli olmasını sağlar. Teştte biriken koyu kıvamdaki şerbet güğüme konulur, belli bir oranda su ilave edilip karıştırılır ve buz parçaları da koyulur.
 
Meyan şerbetinin faydaları: 
Soğuk olarak içildiğinde mide rahatsızlıkları (gastrit, mide ülseri) faydalıdır. Ayrıca böbrek kumu ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. 
Meyan çayı ile gargara yapılıp içildiğinde ağız kokusunu ve diş eti rahatsızlıklarını giderir. Sıcak olarak çayı yapılıp içildiğinde nefes darlığı, astım ve bronşite iyi gelir. Boğaz ağrısını keser. Balgam söktürücüdür.
Günümüzde meyan kökleri kurutulduktan sonra ambalajlanarak satılıyor. Siz de evde meyan şerbeti yapabilirsiniz.
 
Malzemeler:
5 tatlı kaşığı meyan kökü (her bardağa 1 tatlı kaşığı) 
5 bardak soğuk su 
Tülbent 
 
Yapılışı:
Meyan kökü tülbentin içine konularak ağzı bağlanır. Sürahide bulunan soğuk suyun içine bırakılır. Yaklaşık bir saat kadar beklendikten sonra meyan tüm rengini ve aromasını bırakır. Tüketilmeye hazırdır. Soğuk servis yapılması gerekmektedir.
 
Diğer Makaleler
 » ATO BAŞKANI SALİH BEZCİ
 » 22. Kırklareli Karagöz Kültür, Sanat ve Kakava Festivali
 » 23. Uluslararası Bandırma Kuşcenneti Kültür ve Turizm Festivali
 » Ağrı Buz Mağarası
 » AKDAMAR KLİSESİ
 » ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MELİH GÖKÇEK
 » ANKARA VALİSİ ALAADDİN YÜKSEL
 » BEYAZ GÜVERCİN KISA FİLM YARIŞMASI
 » Bir Yanı Çöl, Bir Yanı Deniz TUNUS
 » Bozova’da Keşkek Festivali
 » CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL
 » DÜNYA ANKARA’YI TANIYACAK
 » Gazlıgöl Kaplıcası
 » İBRAHİM ÇALLI
 » Keşkek
 » Kuş Gözlemciliği
 » Pamukkale’de Uçmak
 » PAPATYA
 » TELİF HAKLARINI KORUMA VE KORSANLA MÜCADELE KAMU SPOTU HAZIRLANACA
 » Türkiye’de ‘Halı Sektörü’ Denildiğinde Akla İlk Gaziante
 » TUTAP BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR
 » Yalnız ve Mağrur
 » Zenginliklerimizin Farkında mıyız?
Birincidergisi.com'da yer alan kullanıcıların oluşturduğu tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından Birincidergisi.com hiçbir şekilde sorumlu değildir.

Copyright © 2000-2012 Birincidergisi.com